Şahinbey

Nasıl Gidebilirim?

Zeytinli, 27100 Şahinbey/Gaziantep

Kaynaklar

Özuslu, E. (2016), Şehr-i Ayıntab-ı Cihan-ı Gaziantep, T.C. Gaziantep Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları 

Projedeki eserleri nasıl tanıyabilirim?

Şahinbey 1877'de Gaziantep'de doğmuştur. Asıladı Mehmed Said'dir. 1899'de Yemen'e er olarak giden Mehmed Said, Yemen cephesinde gösterdiği muvaffakiyet ve kahramanlık üzerine başçavuş olmuştur. Antepli Şahinbey İstiklâl Harbinin aziz Şahinbey Parkı 74 şehitlerindendir. Bu kahramanın hayatı, fedakârlıklarla doludur ve yeni nesil için ibret levhasıdır. Mehmed Said, 1911'de Trablusgarp harbine gönüllü olarak katılmış, Balkan savaşlarında Çatalca cephesinde savaşmıştır. Galiçya'da 15. Kolorduda savaşan Mehmed Said, 1917 Ekiminde Sina Cephesinde vazife almıştır. Tehlikeli vazifelere gönüllü olarak koşan, vatanperverliği, ahlakı ile dikkatleri üzerinde toplayan Mehmed Said'in rütbesi teğmenliğe yükseltilmiştir. 1918'de İngilizlerle Sina Cephesinde cereyan eden şiddetli bir muharebe neticesinde esir düşmüştür. Mısır'daki İngiliz esir kampında 1919 Aralık ayı başlarına kadar esir olarak kalan Mehmed Said, ateşkesten sonra serbest bırakılmıştır. Şahinbey, 13 Aralık 1919'da İstanbul'a gelmiş, Harbiye Nezaretine müracaat ederek vazife istemiştir. Harbiye Nezareti tarafından Urfa'nın Birecik Kazası Askerlik Şubesi Başkanlığına tayin olunan Şahinbey, işgal altındaki Antep'in vaziyetini görerek Antep'te kalmaya karar vermiştir. Yıllardır evinden, ailesinden, çocuklarından ayrı kalan Şahinbey, kendisine verilen vatan hizmetinin mesuliyetini omzuna aldıktan sonra derhal hizmet mahalline koşmuştur. Yıllar sonra döndüğü evinde ise ailesi ve çocukları arasında ancak bir gün kalmıştır. Antep Heyet- i Merkeziyesine müracaat ederek vazife isteyen Şahinbey, heyetin kendisine Kilis-Antep yolunu kontrol altında tutma vazifesini vermesi üzerine derhal çalışmaya başlamıştır. 1920 yılı Ocak ayı başlarında köyleri dolaşarak cihadın ehemmiyetini ve faziletini anlatan Şahinbey, kısa zamanda 200 fedai toplamış, 5 Kasım 1919'da İngilizlerden işgal hareketini devralan Fransızlar, bir türlü Anadolu'nun bu güzel beldesini işgale muvaffak olmamış, şehir halkı, sınırlı imkânlarıyla karşı koymuştur. Fransızlar bütün ümitlerini Kilis'ten gelecek takviye kuvvetlerine bağlamışlardır. Fakat o yolu da Şahinbey bir avuç adamıyla tutmuştur. Şahinbey ve fedaileri 3 Şubat'ta ve 18 Şubat 1920'de tam donanımlı Fransız birliklerini perişan etmişlerdir. Şahinbey, zaferin ardından düşman kumandanına gönderdiği mektupta şöyle demektedir: "Kirli ayaklarınızın bastığı şu toprakların her zerresinde şüheda kanı karışıktır... Din için, namus için, hürriyet için ölüme atılmak bize, Ağustos ayı sıcağında soğuk su içmekten daha tatlı gelir. Bir gün evvel topraklarımızdan savuşup gidiniz. Yoksa kıyarız canınıza." Fransız birliğinde, bir batarya top, 16 ağır makineli tüfek, çok miktarda otomatik tüfek ve 4 tank mevcuttu. Kahraman Şahinbey, ancak yüz kişiyi bulan fedâileriyle düşmanın karşısına dikilmişti. 25 Mart günü sabahtan akşama kadar çatışma devam etmiş ve Şahinbey düşmana ağır kayıplar verdirmiştir. Şahinbey gece gündüz uyumuyor, çatışma esnasında her tarafa yetişerek fedailerin manevî kuvvetlerini yükseltmeye çalışıyordu. Sırtındaki kaputu çıkartıp nöbet bekleyen yiğitlerin üzerine örten Şahinbey, her hareketiyle örnek olmaktaydı. 28 Mart sabahına kadar düşmana aman vermeyen Şahinbey, durumun gittikçe kritik hal almasından sonra kendisine geri çekilmeyi tavsiye edenlere şöyle diyordu: "Düşman buradan geçerse ben Ayıntab'a ne yüzle dönerim, düşman ancak benim vücudum üzerinden geçebilir." Çatışmanın 4. günü öğleye doğru Şahinbey'in yanında 18 kişi kalmıştı. Onların da şehit olmalarından sonra tek başına kalan Şahinbey, son kurşunu kalıncaya kadar düşman ateşine karşılık vermiştir. Atacak kurşunu kalmayan Şahinbey, tüfeğini yere çarparak kırmış ve üzerine hücum eden düşmanlara karşı yumruklarını sıkarak karşı durmuştur. Silahsız Şahinbey'in yanına yaklaşamayan düşman askerleri uzaktan ateş ederek Şahinbey'i şehit etmişler, ardından süngü darbeleriyle aziz naâşını parça parça etmişlerdir.